Naki Bakır hesapladı: Türk şirketlerinin döviz açığı tarihi seviyede

Haber gorseli

Naki Bakır’ın bugün Dünya gazetesinde yer alan yazısında

küresel piyasalarda jeo­politik risk fırtınası ve ekonomik belirsizlik­lerin gölgesinde geçen yılın ilk beş ayında, Türk reel sektörü­nün döviz varlık ve yükümlülük dengesininin alarm verdiği net döviz pozisyonu açığının tarihi seviye­lerden biri olarak 204,5 milyar dolara yükseldiği açıklandı.

Yazar Naki Bakır’ın Dünya gazetesinde yer alan yazısında şunları kaleme aldı:

“Beş aydaki gelişme ile firma­ların “kur riski” duyarlılığı, baş­ka deyişle varlık ve yükümlü­lükleri arasındaki para birimi uyumsuzluğu nedeniyle, döviz kurlarında olası dalgalanma­lar kaynaklı zarar yaşama ola­sılığı belirgin biçimde arttı. Uz­manlar, Türk reel sektörünün kur riskini kendi imkanlarıy­la yönetebilecek sınırların çok ötesinde olduğu ve kurlarda yu­karı yönlü her hareketin şirket bilançolarında doğrudan “fi­nansman zararı” olarak yansı­yacağını belirtiyor.”

Bakır’ın ilgili yazısı şöyle:

“Merkez Bankası’nın son açıkladığı verilere göre finans kesimi dışındaki firmaların (reel sektör) ocak-mayıs döne­minde toplam döviz varlıkları yüzde 3,7 oranında 6 milyar 667 milyon dolar artışla 187 milyar 963 milyon dolar olurken, top­lam döviz yükümlülükleri yüz­de 5,3 oranında 19 milyar 664 milyon dolarlık bir artışla 392 milyar 377 milyon dolara yük­seldi.

Böylece firmaların net döviz pozisyonu açığı beş ay­da yüzde 6,8 oranında 12 mil­yar 996 milyon dolar büyüyerek 204 milyar 415 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştı. Yükümlü­lüklerdeki artışın varlıklardaki üç katına yaklaşması, reel sek­törün kur hareketlerine karşı hassasiyetini ciddi şekilde ar­tırdı. Net döviz açığının önceki aya göre ise bir miktar gerilediği görüldü.

Aralık itibarıyla 191,4 milyar dolar olan, ocakta 200 milyar doları aşan, sıcak savaş öncesi gerilimin arttığı şubatta 203 milyar dolara çıkan söz ko­nusu açık, martta ise 200 mil­yar doların altına indikten son­ra, nisan sonu itibarıyla 206,3 milyar dolara kadar çıkmıştı.

BORÇ KATLANDI TÜREV ÜRÜNLERE YÖNELİŞ ARTTI

Reel sektör firmaların döviz cinsi nakdi kredileri yılın ilk beş ayında yüzde 5,6 oranında artışla 17,1 milyar dolarlık büyüme ile 323 milyar doları aştı ve reel sektörün dış borç çevirme riskini yukarı taşıdı. Yurt içinden sağlanan krediler 7,8 milyar dolarlık artışla 188,8 milyar dolara, yurt dışından sağlanan krediler 9,8 milyar dolar artarak 134,2 milyar dolara ulaştı.

Beş aylık süreçte reel sektör firmalarının ithalat borçları 1,4 milyar dolar artarak 52,4 milyar dolara, türev yükümlülükleri 1,2 milyar dolarlık artışla 16,9 milyar dolara çıktı. Bu verilere göre ithalat maliyetleri ve küresel tedarik zincirindeki değişimlerin etkisiyle ithalat borçları kalemi (firmaların mal aldıkları yurt dışı firmalara olan ticari borçları) dönemsel olarak düşüş eğilimli bir seyir izledi, başka deyişle şirketler ticari borçlarını azalttı, bu boşluğu banka kredileriyle finanse etti.

KUR RİSKİ DUYARLILIĞI ZİRVEDE

Bir şirketin, bireyin veya ülkenin varlıkları ile yükümlülükleri (borçları) arasında para birimi uyumsuzluk olması nedeniyle, döviz kurlarındaki dalgalanmalardan kaynaklı olarak zarar etme olasılığına “kur riski” deniyor.

Merkez Bankası’nın mayıs verisi, Türk reel sektörünün kur riskinin kronik, yapısal ve çok yüksek bir boyutta olduğunu gösteriyor. Firmaların varlık ve yükümlülükleri dengesinde 204,4 milyar dolarlık devasa açık, reel sektörün kur dalgalanmalarına karşı tamamen korumasız ve hassas olduğunu gösteriyor. Bu hacim, dolar kurundaki her bir kuruşluk artış, şirketlerin sırtına milyarlarca liralık ek borç yükü bindireceği anlamına geliyor. Kur riskine karşı en büyük doğal kalkan olan ihracat gelirlerinin gerilemesi, firmaların kur riskini kendi ticaretleriyle kapatmakta zorlandığını gösteriyor.

Şirketler riski yönetmek için türev işlemlere (hedging) sarılsa da 204,4 milyar dolarlık devasa açığın yanında 16,8 milyar dolarlık türev koruması okyanusta damla gibi kalıyor; riskin sadece çok küçük bir kısmının sigortalanabildiği görülüyor.

Borçların çok büyük bir kısmı (323 milyar doları) nakdi kredilerden oluşuyor. Üstelik bunun yarıya yakını yurt dışından sağlanmış durumda. Küresel piyasalarda yaşanacak bir sarsıntı veya kur sıçraması, bu kredilerin geri ödenmesini (dış borç çevrimini) imkânsız hale getirebilecek bir risk barındırıyor. Tabloyu değerlendiren uzmanlar, Türk reel sektörünün kur riskini kendi imkanlarıyla yönetebilecek sınırların çok ötesinde olduğu ve döviz kurlarındaki yukarı yönlü her hareketin şirket bilançolarında doğrudan “finansman zararı” olarak patlamaya hazır bir bomba gibi beklediği görüşünü dile getiriyor.

İHRACAT ALACAKLARINDA GERİLEME

Jeopolitik gerilimlerin ticaret hatlarında yarattığı aksamalar, sektörün en önemli döviz kaynağı olan “ihracat alacakları” kalemine darbe vurdu. Firmaların ihracat alacakları beş ayda yüzde 3,2 (1,8 milyar dolar) kan kaybederek 54,1 milyar dolara geriledi.

Net döviz açığının daha fazla büyümesini engelleyen dış varlıklardaki artış, esas olarak firmaların yurt dışı türev araçlara ve doğrudan yatırımlarından kaynaklandı. Döviz açığının büyümesi ve kur riskinin tırmanması, reel sektörü acil koruma önlemleri almaya itti. Firmaların kur dalgalanmalarından korunmak amacıyla yöneldiği türev varlıklar, beş aylık süreçte yüzde 31,2 oranında yaklaşık 4 milyar dolarlık bir artışla 16,8 milyar dolara çıktı. Uzmanlar, türev ürünlerdeki bu agresif yükselişin şirketlerin kur riskini yönetme konusundaki reflekslerini gösterdiğini, ancak net açık pozisyonun büyüklüğü karşısında bu savunma kalkanının ne kadar yeterli olacağının önümüzdeki dönemde yakından takip edileceğini belirtiyor.

Firmaların yurt dışı doğrudan sermaye yatırımları da aynı dönemde yüzde 12,1 oranında yaklaşık 4 milyar dolarlık artışla 36,9 milyar dolara çıktı. Dövize dayalı borçlanma senetleri ve ile menkul kıymet yatırımları ise fazla değişmeyerek 2,5 milyar dolar civarında kaldı.”

yok

Author: Ahmet Aydın